ETİK ÜZERİNE

 

ETİK ÜZERİNE

 


ÖZ

 

Etik kavramı ve etik ile ahlak ilişkisi her zaman tartışıla gelmiş bir konu olmuştur. Etik ahlak mıdır yoksa onu kapsayan bir olgu mudur hep merak konusu olmuştur. Bu çalışmada öncelikle ahlak felsefesi anlamına gelen etiğin tanımından söz edilecek sonra da felsefe ve ahlakla olan ilişkisi anlatılacaktır. Son olarak etik türleri ve kurallarından söz edilecektir.

ABSTRACT

The concept of ethics and the relationship between ethics and morality has always been a controversial issue. It has always been a matter of curiosity whether ethics is morality or a phenomenon that covers it. In this study, firstly, the definition of ethics, which means moral philosophy, will be mentioned, and then its relationship with philosophy and morality will be explained. Finally, ethical types and rules will be mentioned.

 

GİRİŞ

Dilimize Arapça haliyle geçmiş olan felsefe, Yunan dilinde sevgi anlamını karşılayan ''philia'' sözcüğü ile bilgi anlamına gelen ''sophia'' sözcüğünün birleşimi olarak ''bilgelik sevgisi'' anlamına gelmektedir. Türk Dil Kurumu'nun güncel Türkçe sözlüğündeki tanımına göre ise felsefe; varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılmasıdır.[1] Burada, bilgi kavramından, en azından tanımsal olarak söz etmekte yarar vardır. Çünkü felsefenin amacı ulaşıldıkça ulaşılmaz olan sonsuz bilgiye duyulan merak ve özlem duygusunu gidermek ve sevgi boyutunda felsefe yapan kişiyi tatmin etmektir.

Türk Dil Kurumu’ndaki tanımında bilgi: ‘’İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek.’’[2] olarak karşımıza çıkmaktadır.  Akıl ve mantık çerçevesinde yapılan sistemli düşünce eylemlerini oluşturan felsefe ise bilgiye ulaşmak adına çeşitli türlere ayrılmış, çeşitli yöntemler üzerine inşa edilmiştir.

Bilgi, sanat, hukuk, eğitim, bilim ve varlık felsefesi  ve Etik ana akım felsefe çeşitlerindendir. Çalışmamızın konusu olan Etik yani ahlak felsefesine değinmeden önce Ahlak sözcüğünü tanımlamak yerinde olacaktır.

1.AHLAK

Ahlak; ''[Os. ahlak, ing. morality; Fr. moralite ;AI. moralischer, sittlichkeit] Genel anlamda, mutlak olarak iyi olduğu düşünülen ya da belli bir yaşam anlayışından kaynaklanan davranış kuralları bütünü; bir kimsenin iyi niteliklerini ya da kişiliğinde ifade eden tutum ve davranışlar bütünü, huy. İnsanların kendisine göre yaşadıkları, kendilerine rehber aldıkları ilkeler bütünü ya da kurallar toplamı.''[3] olarak tanımlanabilir. Ahlak, belirli bir zaman ve yerde belirli kişi ve topluluk içinde var olan ve geçerli kabul edilen değerlerdir. Ahlakın felsefe boyutu ise insanlığın var olduğu günden bu yana üzerinde düşünülmüş bir konudur.

Ahlakın tanımı, ölçü ve sınırları onu kavramsallaştıran bütün argümanlar hep tartışıla gelmiştir. Yeryüzünün her yanında gündeme gelen bu konu Antik Yunan'da da kendine yer bulmuştur. Ahlak felsefesi, diğer adıyla 'Etik' Yunan dilinde "kişilik, karakter" anlamına gelen "ethos" sözcüğünden doğmuştur. Etik'i, iyilik ve kötülük, doğru ve yanlış gibi ahlakı ilgilendiren değerleri inceleyen bir felsefi alt disiplin olarak tanımlamak mümkün olabilecektir. Etik alanı (veya ahlaki felsefe), doğru ve yanlış davranış kavramlarını sistematikleştirmeyi, savunmayı ve önermeyi içerir.[4] Etik, 'erdem' kavramı üzerinde de etkin bir incelemede bulunur. Olana karşı, olması gerekeni ortaya koymak da etiğin görevleri arasındadır.

Erdem; ''Ahlaki bakımdan her zaman ve sürekli olarak iyi olma eğilimi, iyi ve doğru eylemlerde bulunmaya yatkın alma durumu, insan varlığına en zengin, en gerekli ve dolgun anlamını veren ahlaki niteliklerin toplamı. insan iradesinin gerektiği takdirde büyük özverilerde bulunmak ve ciddi engelleri aşmak pahasına, ahlaki iyiliği amaçlama, iyilik uğruna hareket etme gücü.''[5] biçimde tanımlanabilir. Erdem; doğruluk, iyilik, güzellik, dürüst olma ve adil davranma ve bilgelik ışığında anlam ve kimlik kazanmaktadır. Bu kavramlar hem ahlakı hem de etiği ilgilendirdiğinden, bu ikisinin arasındaki ilişkiyi inceleyip bir sonuca varmak yerinde olacaktır.

2.ETİK

Öncelikli olarak etik; ahlak kavramının üzerinde bir düşünme eylemidir. Ahlak, iyi ve kötü, doğru veya yanlış kavramlarını tanımlarken etik ise bunların doğuş kaynaklarını, neden ve nasıllarını araştırır. Ahlak, duyguların ağır basarak oluşturduğu bir kurallar bütünüyken etik, daha ussal ve mantıksal tutumları konu alır. Ahlak; kişinin ve toplumun inanç ve değerlerini belirler, buna karşılık etik ise olaylara daha genel ve soyut olarak yaklaşır. Etik, ahlaka dayalı tutumun yerine geçmez ancak tutumun epistemolojik yapısını inceler.

        Etik, bir davranışın mahiyeti önem taşımaksızın, onun ahlaki açıdan açıklanması için olması gereken şartları, şekil açısından belirler ve ahlaka ilişkin sorunları çok genel ve soyut bir düzlemde inceler. Sonuç olarak etik, iyi veya kötü, doğru veya yanlışın ne olduğunu tartışmaz bunlara nasıl karar verildiğini inceler.

Etik ile ahlak arasındaki ilişkiden de söz ettikten sonra etik türlerinden söz etmek yerinde olacaktır. Etik, genel anlamda, betimleyici, normatif etik ve meta etik olarak üçe ayrılmaktadır.

1.Betimleyici etik

Tasviri etik de denilmektedir. Ahlak alanında bilimsel ya da materyalist yaklaşımı tanımlar veya bilimsel ya da tasviri yaklaşımın ahlak alanına uygulanmasını ifade eder.[6]

Bu etik anlayışı, kural koymaz yalnızca davranışların ahlaki açıdan gözlemini yapar.

2. Normatif etik

İnsanlar için neyin iyi neyin kötü neyin doğru neyin yanlış olduğunu hayatlarını nasıl sürdürmeleri gerektiğini belirli durumlarda neyi yapıp neyi yapmayacaklarını ifade eder.[7]

Normatif etik, kurallar koyar, nasıl yaşamamız gerektiğini, bizim için neyin iyi neyin kötü olduğunu bu kurallar aracılığıyla açıklar.

3. Meta etik

Analitik veya eleştirel etik olarak da isimlendirilmektedir. Felsefenin görevinin dilin mantıksal analizi ya da kavram çözümlemesi olduğunu dile getiren analitik felsefenin etik üzerindeki tavrını ifade eder.[8]

Etiği, bireysel etik ve iş etiği olarak da ayrımlamak mümkündür. ''Bireysel etik insan davranışlarına esas teşkil eden ve onları şekillendiren değerler hakkında bireyin sahip olduğu bilinçtir.''[9] biçiminde tanımlanabilir. Bireysel etik; amaç, ilke ve sonuç etiği olarak üç teoriye dayanır. Amaç daima iyi bir sonuca ulaşmak demektir. İlke ise davranış ve eylemlerin belirlenmesi durumudur. Sonuç etiği ise gerçekleştirilen eylemin olumlu yanlarının olumsuzlara oranla daha çok olduğu durumlarda ahlaken o şeyin doğru olduğu görüşünü ortaya koyar.

İş etiği, iş yaşamındaki doğru ve yanlış davranış ve tutumları belirtir. İş etiği kendi içinde dallara ayrılır. Örgütsel etik, yönetsel etik, işletmesel etik ve mesleki etik bu dallardır.

Burada üzerinde durulacak konu özellikle meslek etiği olacaktır.

         İnsanlar, öğrenimlerini bitirdikten sonra eğitim ve ilgi alanlarına göre bir iş yaparlar ve her işin kendi içinde varlığı ve uygulaması açısından belirli kuralları vardır. Bu kuralları hukuk insanları açısından inceleyecek olursak hukuk öğrencileri, öğrenimlerini bitirdikten sonra başta savunmanlık olmak üzere cumhuriyet savcılığı, adli veya yönetsel yargıçlık ile akademisyenlik işlerini yaparlar. Bu meslekler, kişilere çeşitli sorumluluk ve yükümlülükler getirmektedir.

Örneğin Türkiye Barolar Birliği'nin 8-9 Ocak 1971 tarihli IV. Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 26 Ocak 1971 tarihli TBB Bülteni’nde yayımlanarak yürürlüğe giren meslek kuralları, avukatların mesleklerini yaparken nasıl davranmaları gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu metinde genel kurallar, avukatların yargı organları ve adli mercilerle ilişkileri, meslektaşlar arası dayanışma ve ilişkiler, iş sahipleriyle ilgili ilişkiler ile avukatların barolarla ve TBB ile ilişkilerinin nasıl ve hangi düzlemde olacağı açıkça belirtilmiştir.

Meslek etiğinden sonra, son olarak bilimsel etik konusuna da değinmek gerektiği düşüncesindeyim.

Bilim etiği, ''Bilimsel etkinliklerin yürütülmesi sırasında ortaya çıkan değer sorunları ile bunlara getirilen çözüm önerilerinin tartışıldığı alan olarak ifade edilebilir. Bilim etiği, bilimsel çalışmalarda bulunanlara, bu çalışmalar sırasında uymaları gereken ilkeleri gösterir.''[10] Bilimsel çalışmada bulunan kimseler, araştırmalarında ve bu araştırmalara tamamlandıktan sonra ortaya çıkan eserin yayınlanması konularında bu ilkelere göre devinim göstermelidirler. Zira bir araştırmanın, bilimsel nitelik kazanması için, doğrulanabilir, güvenilebilinir ve yinelenebilir olması gerekmektedir. İşte bilimsel etik, bize bilimsel bir çalışmanın bu yönlerinin sağlanmasında yardımcı olmaktadır. Bilimsel araştırma sürecinde, çalışmanın bilimselliğine gölge düşürecek her olumsuz olay bilimsel yanıltma olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bilimsel ihmal ve bilimsel sahtekarlık olarak boy gösteren bu iki yanıltma türü son derece etik dışı eylemlerdir.

Bilimsel ihmal (disiplinsiz araştırma), bilimsel araştırmaların gereklerini tam olarak yerine getirmeden yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bilimsel yanıltmadır. Bilimsel ihmalde, araştırmacı kasıtlı olarak değil, bilgi, beceri ya da deneyim yetersizliğinden dolayı yanlış bilgi sunmakta; dolayısıyla, yalnızca başkalarını bilimsel olarak yanıltmakla kalmamakta, kendi kendini de yanıltmış olmaktadır.[11]

Bilimsel saptırma ise, yapılan bilimsel araştırmanın süreçlerini ya da sonuçlarını kasıtlı olarak saptırmak; dolayısıyla, araştırmanın yinelenebilirliğini ve araştırma bulgularının güvenirliğini bozmaktır.[12]

 Saptırma, üç grupta incelenebilir.

1.Çarpıtma, saptanan verilerin doğru sonuca ulaşmayı engelleyecek ölçüde değiştirilmesidir.

2. Gizleme, araştırma sonucu elde dilen bilgi, belge ve verilerin, bazılarının ve özellikle bilimsel araştırma yapan kişinin görüşüne ters olanlarının bir biçimde örtbas edilmesi, raporlanmamasıdır.

3. Uydurma, araştırma sırasında elde edilmemiş bilgi ve verilerin toplanmış gibi gösterilmesidir.

Bilimsel araştırma sürecinin sonunda yayın ve sunum bölümü yer alır. Burada da uyulması gereken etik kuralları mevcuttur. Araştırmacı, sözlü, yazılı, görsel veya duyusal olan başkalarına ait hiçbir çalışmayı, kaynağının o olduğunu açıkça belirtmeden kullanamaz veya kaynağı bilerek değiştirerek kullanamaz. Kullanırsa buna bilimsel aşırma denir. Bilimsel aşırma ise tam aşırma, kendisinden aşırma ve bilimsel korsanlık olmak üzere üçe ayrılır.

Tam aşırma: Bir başkasına ait çalışmayı, kendi adını koyarak aynen sunmaya ya da yayımlamaya, tam aşırma adı verilmektedir.[13]

İnce aşırma: Yazılı eserin tümünü veya bölümlerini değiştirerek aşırmak ya da başkasının fikrini kendi fikri gibi sunmak biçimlerinde karşımıza çıkmaktadır[14].

Kendisinden aşırma: Söz konusu kasıtlı etik hatalar kişinin kendi eserlerinden aşırma şeklinde de gerçekleşebilir. Bu durum, kendisinden aşırma olarak adlandırılmaktadır. Kendisinden aşırma da, yineleme, dilimleme ve kardeş yayın olarak üçe ayrılmaktadır. Yineleme, yayımlanmamış lisansüstü tezler hariç, yayımlanmış bir çalışmanın başka bir yerde de aynen yayımlanması; dilimleme ise yayımlanmış bir çalışmanın parçalara bölünerek her parçanın ayrı olarak tekrar yayımlanması; kardeş yayın daha önce yapılan yayının küçük değişiklikler ile yeniden yayımlanması anlamına gelmektedir.[15]

Bilimsel korsanlık: Başka araştırmacıların verilerini, kaynak göstermeksizin ya da, izin gerektiren durumlarda, izin almaksızın kendi çalışmasında kullanmak biçimindeki aşırma ise bilimsel korsanlık olarak adlandırılmaktadır[16].

Araştırmacı, bilimsel araştırmasını yaparken bilimsel araştırmaların tümünden kaçınmaya çalışmalı ve bilimsel etik, yayın etiği kurallara göre hareket etmelidir.

Etik veya ahlak felsefesi bize iyinin, güzelin ve doğrunun nedenlerini, kaynağını, illiyet bağı içerisinde sistemli olarak düşünme olanağı sağlamaktadır. Bizler de bu imkanı değerlendirip erdem-doğruluk ekseni çevresinde yaşamamızın tüm evrelerinde etik kurallara riayet etmeli ve bireysel ve toplumsal ahlakımızı oluşturan değer yargıları üzerine daha çok titreyerek gerek davranışsal gerek işsel gerekse bilimsel anlamda etiği daha yaygın ve etkin bir biçimde var etmeliyiz.

 


KAYNAKÇA

 

CEVİZCİ, Ahmet, ‘Felsefe Sözlüğü’  3. Baskı, Paradigma Yayınları, İstanbul, 1999, s. 18

https://www.anadolu.edu.tr/arastirma/etik-kurulu/bilim-etigi-kilavuzu

http://www.ubc.ca/search/?q=plagiarism 

https://acikders.ankara.edu.tr

http://www.aek.yildiz.edu.tr/

https://iep.utm.edu/ethics/

https://sozluk.gov.tr/

 



[3] Ahmet Cevizci, ‘Felsefe Sözlüğü’  3. Baskı, Paradigma Yayınları, İstanbul, 1999, s. 18

[5] Ahmet Cevizci, ‘Felsefe Sözlüğü’  3. Baskı, Paradigma Yayınları, İstanbul, 1999, s. 18

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİM VE ETİK

HUKUK VE ETİK

BİLİM NEDİR?