BİLİM NEDİR?

                                              BİLİM NEDİR?

 

İnsanoğlunun var olduğu günden bu yana kendini, diğer insanları, içinde bulunduğu doğal ve toplumsal çevreyi tanımlama, anlama, anlamlandırma, keşfetme ve hatta kendi bireysel anlayışına göre biçimlendirip dönüştürme amacı vardır. İnsanın bu amacını gerçekleştirmek üzere yaptığı düşünme eylemleri sonucu bilgi denilen ürünler meydana gelmektedir. İşte bu bilgilerin sistematik bir biçimde bir araya gelişi bilimi oluşturmaktadır. Bu yazıda 'Bilim nedir?' sorusuna yanıt bulmaya çalışılacaktır.

Cambridge Üniversitesi Sözlüğü'ne göre bilim, ''Özellikle izleyerek, ölçerek ve deneyler yaparak fiziksel dünyanın yapısının ve davranışının dikkatli bir şekilde incelenmesi ve bu faaliyetlerin sonuçlarını açıklamak için teorilerin geliştirilmesi.'' biçiminde tanımlanmaktadır.[1]

Bilim, içinde bulunduğumuz dünyanın hatta evrenin ve yaşanılan olay, olgu ve gerçekleşen durumların ne olduğunu, nasıl olduğunu bunların ne gibi sonuçları olduğunu deney, gözlem vb. yollarla bulmaya çalışmaktır. Bir arayıştır. Bitmek tükenmek bilmeyen, şairin dediği gibi ulaşıldıkça ulaşılmaz olan sonsuz ve karşı konulmaz gerçekliği kendine amaç edinmiş, merak duygusunun ete kemiğe bürünmüş halidir.

Bilimin tanımı ve amacını belirttikten sonra onun ana işlevlerinden söz etmek yerinde olacaktır.

Bilimin üç ana işlevi olduğu yaygın bir görüş olsa da kanaatimizce dört işlevden söz etmek gerekmektedir. Anlama, açıklama, kontrol ve ek olarak yordama işlevi. Bilimin anlama işlevi, var olan şeylerin bir olarak veya diğer şeylerle ilişkilendirilerek tanınması, ve özelliklerinin ortaya konulmasını ifade etmektedir. Açıklama işlevi ne için sorusuna yanıt bulmaya çalışan, idiografik ve nomotetik olarak söz konusu şeyi açıklamaya çalışan ilkedir. Kontrol işlevi tanımlama ve açıklama işlevlerinin uygulanması aşamasında karşımıza çıkar ve elde edilen bilgilerin denetim altında bulunmasını sağlar. Bilimin bir yordama işlevi de eldeki veriler kullanılarak bilinmeyen bir durumla ilgili tahmin yürütme durumudur. Yordama ile birlikte eldeki veriler farklı olay ve durumları anlama ve açıklamada kullanılabilecektir.

 

Bilimi üç ana türde sınıflandırmak mümkündür.

Formel bilimler, doğa bilimleri ve sosyal(toplumsal) bilimler.

Ek olarak yaşadığımız çağda yüzyıllar boyu süre gelen bilimsel çalışmalar sonucu kümülatif olarak var olan ve gitgide artarak ve dönüşerek gelişen teknoloji yeni bir bilim türünü de ortaya çıkarmıştır. Özellikle ağır ve sonrasında hafif sanayinin ardından, günümüzde Endüstri 5.0 gibi insansız teknolojik gelişmeleri beraberinde getiren yeni akım ve atılımlar ile  'Yapay Bilim' adlı yeni bir bilim türünün oluştuğunu söylemek mümkündür.

Formel, ideal veya biçimsel bilimler, insan zihninde varlık bulan, soyut kavramları, us yani akıl yoluyla açıklamaya çalışan mantık, matematik, geometri, istatistik, gibi alanları olan bilim türüdür.

Doğa bilimleri, doğanın kendisini konu alan bilimlerdir. Doğa bilimcileri; fizik, kimya, biyoloji gibi bilimsel alanlarda tümevarım yöntemini kullanarak doğanın gerçekliğini akılcı bir yolla bulmaya çalışırlar, bunun için de doğada gerçekleşen tüm olayları neden sonuç ilişkisi ve illiyet bağı ile incelerler.

Toplumsal bilimler ise kısaca insanı ve dolayısıyla toplumu ilgilendiren her konu, olay, olgu, durumu kapsayan ve inceleyen bilim türüdür. Sosyal bilimler, sosyal bir varlık olan insanın geçmişini bugününü hatta yarınını düşünen, ussal bir biçimde açıklayan, karşılaştıran bilimlerdir. İnsanın, antropoloji ile insanın fiziksel yapısını incelerken; psikoloji  ile tinsel dünyasını, tarihle geçmişine yolculuk yaparken fütürizmle geleceğini kurgulaması, sosyal bilimlerin konusunu oluşturmaktadır.

Yapay bilimler,  insanın doğa yasalarına karşı ayakta durabilmek ve bu yasaları kontrol altına alabilmek için yüzyıllar boyunca geliştirmiş oldukları çeşitli yöntemlerin yani tekniklerin, olağanüstü gelişimiyle ortaya çıkmış, önceleri mühendisliğin ileri boyuta taşınması, sonrasında yazılım ve kodlama teknolojileri ve sibernetik biliminin hızlı inovasyonu ile bir bilim türü haline gelmiştir.

Bilimin, tanım ve türlerinin yanı sıra bazı ölçütleri bulunmaktadır. Bu ölçütleri beşe ayırmak mümkündür. Bunlar;

Gözlenebilirlik: Bilimin inceleme alanındaki konular gözlenebilir nitelikte olmalıdır. Kişisel duygu, düşünce ve görüşler bilimin konusunu oluşturmaz. Bunlar ancak gözlemle ölçülebilir bir nitelik taşıdığında nesnelleşebilir.

Ölçülebilirlik: İçinde yaşadığımız evrende her şeyin sayısal bir tutarı vardır. Bilim, ancak ölçülebilirlik ile gözlenen olay ve olguları karşılaştırma olanağı bulur.

İletilebilirlik: Edinilen bilgiler, yapılan gözlem ve deneyler ve ulaşılan sonuçların diğer bilim insanlarıyla paylaşılmasıdır. Böylece herkesçe bilinen, ortak ve genel bilgilere herkes ulaşabilecektir.

Tekrarlanabilirlik: Deneyler ve gözlemler yoluyla iletilen bilimsel bilginin, başkaca bilim insanlarınca yinelenebilir olmasıdır. Bilim insanları kendi çalışmalarında diğerlerinin elde ettiği bilimsel bilgileri benzer yollar ve aygıtlarla test edip o bilgilerin doğrulanabilirliğini ortaya çıkarır. Bunun sonucunda ise bireysel bilgi nesnel bir bilgiye dönüşmeye namzet olur.

Sağdanabilirlik: Tekrarlanabilirlik ölçütünün bir sonucudur. Tekrarlanan araştırmaların sonucunda  doğruluğu kesinleşmiş bir bilgi, bilimsel yasa olarak nitelik kazanır.

Bilimin temel niteliklerinden de söz edip yazıyı sonuçlandırmak yerinde olacaktır. Farklı görüşler ve değerlendirmeler olmakla birlikte kanaatimce bilimin temel nitelikleri aşağıdaki biçimde belirlenebilir.

Bilimin Temel Nitelikleri

Bilim, evrenseldir. Bilim, bilim insanın veya bir topluluk ya da ulusun tekelinde değildir. Bilim herkesin üzerine bir şeyler komasıyla geliştirilen dolayısıyla herkese ait olan bir kavramdır.

Bilim, objektiftir. Yanlı anlayışlardan, ön yargılardan çıkar ve fırsatlardan etkilenmez.

Bilim, olgusaldır. Bilim, gözlemlenebilir ve deneylenebilir olayları inceler.

Bilim seçicidir.  Evrende yaşanan her olay, olgu ve durumla ilgilenmez. Her bilim dalı kendini ilgilendiren alanlarda deney ve gözlem yapar.

Bilim, mantıksaldır. Çelişkilerden uzak ve kendi içinde tutarlı bilgiler bütünü bilimi oluşturur.

Bilim, kesindir. Bu, bilimin doğrulanabilirliği konusuyla yakından ilgilidir. Çünkü, bilim incelediği konuyu, kesin araştırma sonuçları, deneyler ve gözlemler ile doğrular ve bu nedenle kesinlik arz eder.

Bilim, genelleyicidir. Olaylar ve olgular arasında illiyet bağı kurarak bir nedensellik içinde incelemelerde bulunan bilim tek tek değil, bir bütün olan bunları ele almaktadır.

Bilim, sistemlidir. Belirli kurallara bağlanmış bilimsel araştırma süreçlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Bilim, eleştireldir. Bilim, ortaya atılan savları hemen bütünüyle doğru olarak kabul etmez, tezlere karşı anti-tez üreterek yanıt verir. Bu aslında bilimin nesnel gerçeğe ulaşmasındaki en etkin araçlardan biridir.

Tüm bu niteliklere ek olarak bilim, bir birikimlilik özelliği de taşımaktadır. Eskiden var olan veya bilinen şeylerin üzerine yeni bilgilerin eklenmesi ile gelişir. Bilim, değişime ve yeniliğe de açıktır. Çünkü eski bilgilerin, ortaya çıkan yeni bulgularla değişmesi hatta ortadan kalkması mümkün durumdadır.

Bilim evrensel anlamda sürekli gelişmekte, değişmekte ve dönüşmektedir. Önemli olan yukarıda söz ettiğimiz bilimsel ölçütlere uygun bir biçimde ve etik sınırları içerisinde bu gelişime ayak uydurmak ve geleceğimizi şekillendirirken bilimin ışığından asla ayrılmamaktır. Yayılmacı güçlere karşı bir savaşın en sıcağındayken bile, en büyük savaşın bilgisizliğe karşı yapılan olduğunu ve bu yaşamdaki en gerçek yol göstericinin ise bilim olduğunu dile getirmiş bir anlayışı benimseyip içselleştirmek en büyük zorunluluğumuz durumuna gelmiştir. Yazımı Ludvig Van Beethoven'in ''Bilim ve sanatla uğraş çünkü bunlar insanı Tanrı katına yükseltir.'' sözüyle tamamlıyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİM VE ETİK

HUKUK VE ETİK